Tag Archives: yazı
Memleket İsterim
Memleket İsterim
Şu son zamanlarda haberleri izlemişinizdir… Katiller, tecavüzcüler, teröristler birer ikişer serbest bırakılmakta.
Oysaki zamanın behlinde ne kadar kızmıştık değilmi Rahşana; Rahşan affından dolayı… Buna ne diyeceğiz gözmü yumacağız…Tabiki yumacağız elimizden ne gelirki?
Biz ne zorluklarla kazanmıştık bu vatanı. Edirneden Karsa yüzbinlerce şehit vermiştik çoluk çocuk , genç - yaşlı, Yoksa bizmi, yanlış biliyorduk?
kimilerini öksüz bıraktı,
kimilerini evlatsız,
kimileri yarine ucu yanmış mektup gönderemedi ama bir ömür yanan kalp bıraktı..
Kimileri bırakın gençliğini, en güzel çağını görmeyi; çocukluğunu göremedi…
Kimileri mermi ıslanmasın diye kundaktaki evladını ölüme terketti gözü kapalı,
Kimin için, ne için;
BAĞIMSIZLIK İÇİN, GELECEK NESİLLERİMİZ ÖZGÜR OLSUN DİYE, RAHAT UYUSUN DİYE, Kimsenin boyunduruğunda yaşamasın diye…

Memleket isterim sokakları KATİL DOLU,
Memleket isterim TERÖRİSTLERİN krallar gibi yaşadığı,
Memleket isterim AYDINLARININ vurulup, İNSANLARININ yakılıp yapanların el üstünde tutulduğu,
Memleket isterim Edirneden Karsa TECAVÜZCÜLERİN kol gezdiği,
Memleket isterim EŞEK GİBİ ÇALIŞANIN ALINTERİNİ;BABASININ MALI GİBİ yiyenin Paşa gibi ömür sürdüğü.
Memleket isterim CENNET VATANIMIN ırzına geçenlere ses çıkarmayıp;Fatmagüle üzülen, Seyri alemde gezen …
Aaaa pardon LAN ben zaten böyle bir ülkede yaşıyorum zaten….
Bazıları şu güzelim vatanı Cehenneme çevirmek için elinden geleni yapıyor vede başarılı oluyor herhalde…
Ama ne olursa olsun
Ben seni KARŞILIKSIZ SEVDİM BE TÜRKİYEM….
Hayat derki
Hayat der ki;
sevdiğin insanda arayacağın ilk şey iyi niyet olmalıdır.O
yoksa başa özelliklerinin anlamı kalmayacaktır çünkü.
Hayat der ki;
dost dediğin sadece kötü gününde yanında olan değildir, aynı zamanda sevincine de en az senin kadar sevinebilendir.
Hayat der ki;
başarmak için sıradan olandan ayrılmak zorundasın. Bırak insanların karşı duruşunu, doğru bildiğine sarıl ısrarla.
Hayat der ki;
daha önce görmediğin biriyle karşılaştığında ilk dakikalara dikkat et. O insanın pozitif yada negatif enerji veren biri olduğunu anlayacaksın.
Hayat der ki;
yaptığın seçimlerden dolayı başın derde girerse eğer, ilk
suçlaman gereken kişi sensin. Sızlanmak ve başkalarını suçlamak yerine, hatanı bulmaya çalış.
Hayat der ki;
bir yıkımla karşılaştığında yas tutma. O yıkımı, ne yap et öğretmenin haline getir.
Hayat der ki;
hayvan sevmeyen insanlardan uzak dur. Doğal ve güzel olanı sevemez onlar çünkü.
Hayat der ki;
insanlara kendini defalarca anlatmak zorunda kalma. Ya oradan ayrıl yada bildiğini oku.
Hayat der ki;
hedeflerin konusunda kararlı ol. Engelleri düşünme. Ya bir yol bul, ya bir yol aç.
Hayat der ki;
içgüdülerinin sesine çok iyi kulak ver. Unutma ki, onca hayvan türü onlar sayesinde varlığını sürdürüyor
miliyonlarca yıldan beri.
Hayat der ki;
kendini saygın bir birey haline getir. Aksi taktirde, boşuna beklersin başkalarının sana saygı duymasını.
Hayat der ki;
başına bir şey geldiğinde, ”neden başkalarının değil de benim başıma geldi bu iş” diye sızlanma, durduğun yere bak.
Paşa Gönlün bilir
Paşa gönlün bilir; Hayat her an bir Mecnun çıkarmaz karşına; Kızgın gözlerle nazar etsen de gök kubbenin arşına; bu seyyah-ı fakir artık zor uğrar, sevda alış-verişi bilmez gönül çarşına!
Paşa gönlün bilir ey peri; Zaman kıvrılarak akarken gözbebeklerimden, bir yalan da sen oluverirsin; Gül çağını kuzgunlar devşirirken, köhne ışıkların umarsız gölgelerinde; bendeki ızdırabın bin misli ile doluverirsin; Kim bilir ? Tekerrür etmekten bıkmayan kaderin en kuytu köşesinde, açılmaksızın soluverirsin;
Paşa gönlün bilir; Israrın ikrarı getirdiğini kim söylemiş;? Kim demiş ki; yalvarmakla inatlar murâd, gözyaşları vuslata götüren sırat olur diye ? Haklısın; Yanmakla, bir murâdın sabahına uyanmak aynı şey değilmiş; Belki de bu yüzden, yüreğimdeki o soyut çiçeğin boynu; böylesine eğilmiş;
Paşa gönlün bilir; Hislerimin tazyiki altında ezilmekten korkma hakkını gasbetmiş değilim; Akıl dânesini, gönül toprağına ekmediğin için yadırgamam seni; Kıskıvrak yakalandığım bakışlarından medet ummam bundan böyle; Ellerini ellere uzatışında dokunmaz artık; Beyhude güneşi getirme semalarıma; Ruhumun o mahrem sırrı, hiç kimse tarafından okunmaz artık!
Paşa gönlün bilir; Büyük davalarda küçük hesaplar gütmedim ben; Belki de bu sebepten kanar hayallerim; Yalnız başıma taşımaktan yüksünmediğim aşk yükünü, gayrı kimseyle paylaşmam korkma; İlhamın kor soluğu ile yanan nidâlara sarmalamam ismini; Âh da etmem ardın sıra; Unutmayı da unuturum belki;
Paşa gönlün bilir; Manisi bol, gözleri sel, gönül esriten yel ve dahi bundan gayrı bana el güzel! Rast gelişlerin tesadüflerinde yitirdim aklımı; Her hendesi şeklin bir köşesinde bekler oldu keder; Sen benim cânım aldın! Ecel gelse kapıma; Söylesene, ecel ne der ?
Paşa gönlün bilir; Kan tükürdüğüm gecelerin en kesif dakikalarında, perişanım tutar iki yakanı; Gözyaşlarına neylesin, hodbinliğin buzdan kalkanı? Suallerim dizilir şafak vakti, dimağının puslu dağlarına;Ben yetişemedim bu hâlin ifrit oluşuna; Sen çözsen dahi baş gelebilir misin gönül bağlarına ?
Paşa gönlün bilir; Olmayanı oldurmak makamından indin diye, çöle dönmüş bahtıma yağacak bir bulutken ânsızın dindin diye kınamam seni; Seni anlatmam artık Akdeniz akşamlarının, rutubet soluyan gecelerine; Kıskandığım hayalini sürgün ederim gözlerimden; Gözlerim takılı kalmış olsa da; gözlerinin öğrettiği sevdâ bilmecelerine
Paşa gönlün bilir; Fani dünya da bir garip de ben olurum, ne olacak ? Hâlimi soranlara anlatmam olanları; Ben böyleyim işte der geçerim çok defa; Mantık ile bir araya da gelmem hani; Neme lâzım;! Kırk yerinden hançerlenmiş gönlüm yeter bana;
Paşa gönlün bilir; Nasıl olsa el yüzüne gülmek kolaydır; Unutulduğumu sezdiğim şu ân, cân meydanımda ateşlerin en son oyunu halaydır; Davul kederin, zurna umarsızlığın;
Paşa gönlün bilir; Ben de kimim ki? Sen doruklarda uç bakalım; Lâkin unutma yer çekimi kanunu ikimize de geçerli ey peri! Nasıl olsa gökyüzünü gören her mahlukun sonu; çiğnediğim o kara, o göz göz yara toprakta nihayet bulacak;
Paşa gönlün bilir; Her gece, saatler 03: 30;yi gösterirken o sefil hayalim uykularını çalacak
Paşa gönlün bilir..
Aşkta emek vardı eskiden..
Aşkta emek vardı eskiden..
Hep kızardım eskilere…
Artık esiyi bırakın geçmişte kaldı onlar diye…
şimdi anlıyorum rahmetli babannemi.
Eskinin aşkları bile bambaşkaydı,
Emek vardı, Sevdalı iki yürek, Aşk vardı…
Ne günler di bea hakkaten…
Mesela eskiden böle şimdiki gençlik gibi gir msn , webcami yoktu, 5000 sms yoktu, cep yoktu…
Gecenin ayazında kızın evinin önüne giderdik ; Kız cama çıkacakta, perdeyi aralayacakta 1-2 dk bakışacaz… Ama o bir iki dakika içimizi ısıtırdı, ömrümüze ömür katardı yaşayan bilemez…






