Tag Archives: şiir

İlyas Salman Seni sevmek şiiri

 

Seni Sevmek
Seni sevmek balığı Urfa’da avlamaktır
Balıklı gölde yasak olduğu için güzeldir
Seni sevmek Munzur dağlarında kamalı keklik avıdır
Hani keklikler yorulur da kara düşünce kalkamaz…

Seni sevmek yedisinde bir sabinin günlük gelirine konmaktır
Alaca şafakta çıkmıştır yola
Simidinin yarısını satmıştır
Yüreği küçülmüştür elleri büyüdükçe…

Seni sevmek bir trencinin tren altında kalması gibidir
Çığlığı düdük sesine
Hasreti raylara takılı kalır…

Seni sevmek kaşarlaşmış bir celladın kendini asması gibidir
Asılı cesede bakıp ta hem ağlar hem güler ya
Oysa bir avuç gözyaşıdır bedenini astıklarından arta kalan…

Seni sevmek zordur güzelim
Seni sevmek çelişkilidir
Ölümle yaşamın kardeşçe birliğidir
Ölünün mezarı görüp vazgeçmesi gibidir
Buna rağmen seni sevmek güzeldir…

 

 


Can Yücel- Gitmek

Bu günlerde herkes gitmek istiyor
Küçük bir sahil kasabasina
Bir baska ülkeye, daglara, uzaklara…

Hayatindan memnun olan yok.
Kiminle konussam ayni sey…
Herseyi, herkesi birakip gitme istegi.

Öyle “yanina almak istedigi üç sey” falan yok.
Bir kendisi
Bu yeter zaten.
Herseyi, herkesi götürdün demektir..
Keşke kendini birakip gidebilse insan.
Ama olmuyor.

Hani kendimizden razıyız diyelim, öteki de olmuyor.
Yani herşeyi yüzüstü birakmak göze alınmıyor.

Böyle gidiyoruz iste.
Bir yanimiz “kalk gidelim”,
öbür yanimiz “otur” diyor.

“Otur” diyen kazaniyor.
O yan kalabalik zira…
is, Güç, sorumluluk, çoluk çocuk, aile,
Güvende olma dugusu…
En kötüsü aliskanlik
Aliskanligin verdigi rahatlik,
Monotonlugun dogurdugu bikkinligi yeniyor.
Kaliyoruz…
Kus olup uçmak isterken, agaç olup kök saliyoruz.

Evlenmeler…
Bir çocuk daha dogurmalar…
Borçlara girmeler…
isi büyütmeler…
Bir köpek bile bizi uçmaktan alikoyabiliyor.

Misal ben…
Kapidaki Rex’i birakip gidemiyorum.
Degil busehirden gitmek,
iki sokak öteye tasinamiyorum.
Alip götürsem gelmez ki…
Bütün sokagim köpegim oldugunun farkinda
Herkes onu o herkesi seviyor.
Hangi birimizle gitsin?

“Sirtinda yumurta küfesi olmak” diye bir deyim vardir;
Evet, sirtimizda yumurta küfesi var hepimizin
Kendi imalatimiz küfeler.

Ama egreti de yasanmaz ki bu dünyada.
Ölüm var zira.
Ölüme inat tutunmak lazim.

Barik ufak kaçislar yapabilsek.
Var tabi yapanlar, ama az
Sadece kaymak tabakasi
Hepmiz kaçabilsek…
Bütçe, zama, keyif… Denk olsa.
Gün içinde mesela…
Küçücük gitmeler yapabilsek.

Ne mümkün
Sabah 9, aksam 18
Sonra baska mecburiyetler
Sıkışıp kaldik.
Sirf yeme, içme, barinmanin bedeli
Bu kadar agir olmamali.

Hayatta kalabilmek için bir ömür veriyoruz.
Bir ömür karsiligi, bir ömür yani.
Ne saçma…
Bahar midir bizi bu hale getiren?
Galiba.

Ben her bahar asik olmam ama
Her bahar gitmek isterim.
Gittigim olmadi hiç.
Ama olsun… istemek de güzel.

Can Yücel – buluşmak üzere

 

 

Diyelim yağmura tutuldun bir gün
Bardaktan boşanırcasına yağıyor mübarek
Öbür yanda güneş kendi keyfinde
Ne de olsa yaz yağmuru
Pırıl pırıl düşüyor damlalar
Eteklerin uça uça bir koşudur kopardın
Dar attın kendini karşı evin sundurmasına
İşte o evin kapısında bulacaksın beni

Diyelim için çekti bir sabah vakti
Erkenceden denize gireyim dedin
Kulaç attıkça sen
Patiska çarşaflar gibi yırtılıyor su ortadan
Ege denizi bu efendi deniz
Seslenmiyor
Derken bi de dibe dalayım diyorsun
İçine doğdu belki de
İşte çil çil koşuşan balıklar
Lapinalar gümüşler var ya
Eylim eylim salınan yosunlar
Onların arasında bulacaksın beni

Diyelim sapına kadar şair bir herif çıkmış ortaya
Çakmak çakmak gözleri
Meydan ya Taksim ya Beyazıt meydanı
Herkes orda sen de ordasın
Herif bizden söz ediyor bu ülkenin çocuklarından
Yürüyelim arkadaşlar diyor yürüyelim
Özgürlüğe mutluluğa doğru
Her işin başında sevgi diyor
Gözlerin yağmurdan sonra yaprakların yeşili
Bi de başını çeviriyorsun ki
Yanında ben varım

Can YÜCEL

Bir kadını ağlatmak

 

Bir kadını ağlatmak çok zor değildir aslında.

Kadınlar her şeye ağlayabilir;

bir filme bir şarkıya bir yazıya…

En az erkekler kadar yani!

Ama bir kadını yürekten ağlatmak zordur.

Eğer bir kadın yürekten ağlıyorsa

 ağlatan onun yüreğine ulaşmış demektir.

Ama o yüreğin değerini bilememiş olacak ki

ağlatan gözünü bile kırpmadan

teker teker batırır iğnelerini yüreğe!

Işte o zaman koca bir yumruk

gelir oturur boğazına kadının.

Yutkunamaz nefes alamaz;

çünkü o koca yumruk canını çok acıtır.

Gözleri buğulanır kadının sonra.

Ağlamayacağım der içinden.

Ama engel olamaz işte.

Çünkü yüreğine ulaşmıştır birileri

ve iğneler saplamaktadır…

 Bu acıya ne kadar karşı koyabilir ki bir kadın.

İnce ince süzülür yaşlar gözünden;

 önce birkaç damla sonra bir yağmur seli…

Ve kadın ağlar; hem de çok!

Sanmayın ki gidene ağlar kadın!

Gidenin giderken koparttığı yerdir onu
ağlatan orada bıraktığı yaradır.

O yaranın hiç kapanmayacağını kapansa
bile izinin kalacağını bilir kadın; o yüzden ağlar.

Ama bilir misiniz ağlamak kadınları olgunlaştırır.

Her damla daha çok kadın yapar kadınları.
Her damla bir derstir çünkü.

 Bazen kadınlar ağladığında çoğu insan ağlama

niye ağlıyorsun ki değmez onun için derler.

Bilmediklerindendir böyle demeleri.

 Çünkü yürekleri acıyan kadınlar ağlamazlarsa ölürler.

İçlerindeki zehirdir onları öldüren!

Ağlayarak o zehirden kurtulur kadınlar

 o irini temizlerler yaralarındaki!

Çünkü bilirler o irin temizlenmezse

iltihaba dönüşür yaraları.

Dönüşmemesi lazımdır oysa.

O yüzden de bolca ağlarlar.

Zaman geçer sonra.

Kadınlar kendilerine sarılmayı öğrenirler.

Umarım öğrenirler yoksa ruhlar sapkın

yollara çarpar kendini.

Sapan ruhların doğru yolu bulması da
yeni acılar demektir.

Bunu bilir kadınlar o yüzden eninde sonunda
öğrenirler kendilerine sarılmayı…

Çok ağlayan kadınlar birçok şeyden

vazgeçen kadınlardır aslında.

Her damla olgunlaştırır kadınları evet

ama olgunlaştıkça o safça inandıkları
aşk gerçeği onların gözünde küçülür…

Küçüldükçe değerini yitirir

ve işte o zaman kendilerine sarılıp

yeni bir kadın yaratırlar kendilerinden.

Güçlü yenilmez mağrur ve aşka inanmayan…

İnsanlar soruyorlar çoğu zaman

neden bu kadar çok bekâr kadın var diye;

hepsi kariyer derdinde olan.

 Çünkü inançlarını yitirdi o kadınlar.
Zamanında yüreklerine o kadar çok iğne saplandı ki

 o kadar çok ağladılar ki!

Artık kendilerinden başka bir doğru olmadığına inanıyorlar

 o yüzden kendilerine sarılıyorlar.

 Çünkü biliyorlar ki sarıldıkları adamlar onları
hak etmedi; hem de hiçbir zaman!

Hep bir çıkarları oldu sarıldıkları adamların.

 E o zaman niye sarılsınlar ki!

Niye sarılalım ki!

Etrafınızda yürekten ağlayan bir kadın varsa

bilin ki olgunlaşıyordur.

Bilin ki gerçekleri kabul etmeye başlamıştır.

Bilin ki artık aşkın olmadığına inanmıştır.

Bilin ki sarılacak tek bir doğrusu kalmıştır.

O da kim ne diye sormayın artık.

Çok ağlayan kadınlar

Eninde sonunda kendilerine sarılırlar çünkü!

Aziz NESİN

İlyas Salman Çeşmi siyahım


Birde İlyas Salmandan dinleyelim Çeşmi siyahımı. Hemde enfes bir şiir eşliğinde…