Tag Archives: kişisel gelişim

İşin sırrı aslında


Bazen her şey sadece görünüşten ibarettir.
Bazen hergün başka biri olmak ister ve onun maskesiyle sokağa çıkarız.
Bazen eksiklerimizin içinde umutlarımızı yeşertiriz.
Bazen her şeye rağmen umudumuzu kaybetmeyiz.
Bazen elimizdekinin farkında olmayıp boşuna eziyet çekeriz.
Bazen herkesin gördüğünden farklı bir şey görürüz.
Bazen terkedilmiş hissederiz.
Bazen yaşama sımsıkı yanımızı reddederiz.
Bazen insanlar çoktan bizim için felaket senaryolarını hazırlamıştır.
Bazen hayat karmaşık ve içinden çıkılmaz bir denklem gibi gelir.
Bazen hiç ummadığımız dostlardır yardımımıza koşan ya da bizi hiç unutmayan
Bazen başarı en zor şartlarda ve savaşlardan sonra gelir.
Bazen bilgi bizi çağırır,biz ona gitmek istemesek de.
Bazen yanlış kararlar felaketle sonuçlanır.
Bazen imkansızlıklar içinde yaratıcı olmak gerekir.
Bazen ne yaparsan yap hiçbir şey değişmiyormuş gibi gelir…
İşin sırrı aslında kendini nasıl gördüğündedir…

 

 


Üç heykel

İki komşu ülkenin hükümdarları birbirleriyle savaşmazlar, ama her fırsatta birbirlerini rahatsız ederlerdi. Doğum günleri, bayramlar da ilginç armağanlar göndererek karşıdakine zekâ gösterisi yapma fırsatlarıydı.Hükümdarlardan biri, günün birinde ülkesinin en önemli heykeltıraşını huzuruna çağırdı. İstediği, birer karış yüksekliğinde, altından, birbirinin tıpatıp aynısı üç insan heykeli yapmasıydı. Aralarında bir fark olacak ama bu farkı sadece ikisi bilecekti.Heykeller hazırlandı ve doğum gününde komşu ülke hükümdarına gönderildi. Heykellerin yanına bir de mektup konmuştu.Şöyle diyordu heykelleri yaptıran hükümdar: "Doğum gününü bu üç altın heykelle kutluyorum. Bu üç heykel birbirinin tıpatıp aynısı gibi görünebilir. Ama içlerinden biri diğer ikisinden çok daha değerlidir. O heykeli bulunca bana haber ver."Hediyeyi alan hükümdar önce heykelleri tarttırdı. Üç altın heykel gramına kadar eşitti. Ülkesinde sanattan anlayan ne kadar insan varsa çağırttı. Hepsi de heykelleri büyük bir dikkatle incelediler ama aralarında bir fark göremediler.Günler geçti. Bütün ülke hükümdarın sıkıntısını duymuştu ve kimse çözüm bulamıyordu. Sonunda, hükümdarın fazla isyankâr olduğu için zindana attırdığı bir genç haber gönderdi İyi okumuş, akıllı ve zeki olan bu genç, hükümdarın bazı isteklerine karşı çıktığı için zindana atılmıştı.Başka çaresi olmayan . hükümdar bu genci çağırttı. Genç önce heykelleri sıkı sıkıya inceledi, sonra çok ince bir tel getirilmesini istedi.Teli birinci heykelciğin kulağından soktu, tel heykelin ağzından çıktı.İkinci heykele de aynı işlemi yaptı. Tel bu kez diğer kulaktan çıktı.Üçüncü heykelde tel kulaktan girdi ama bir yerden dışarı çıkmadı. Ancak telin sığabileceği bir kanal kalp hizasına kadar iniyor, oradan öteye gitmiyordu.Hükümdar heykelleri gönderen komşu hükümdara cevabı yazdı:

"Kulağından gireni ağzından çıkartan insan makbul değildir."

"Bir kulağından giren diğer kulağından çıkıyorsa, o insan da makbul değildir."

"En değerli insan, kulağından gireni yüreğine gömen insandır. "

İnsan psikolojisini yönetme

Yasli bir adam emekliye ayrilir ve kendine bir lisenin yaninda kucuk bir ev alir. Emekliliginin ilk bir kac haftasini huzur icinde gecirir ama sonra ders yili baslar. Okullarin acildigi ilk gun, dersten cikan ogrenciler yollarinin uzerindeki her cop bidonunu bagirip, cagirarak tekmelerler. Bu cekilmez gurultu gunler surer ve yasli adam bir onlem almaya karar verir.
Ertesi gun cocuklar gurultuyle evine dogru yaklasirken, kapisinin onune cikar onlari durdurur ve: "Cok tatli cocuklarsiniz, cok da egleniyorsunuz. Bu nesenizi surdurmenizi istiyorum sizden. Ben de sizlerin yasindayken ayni sekilde gurultuler cikarmaktan hoslanirdim, bana gencligimi hatirlatiyorsunuz. Eger her gun
buradan gecer ve gurultu yaparsaniz size her gun 1 dolar verecegim" der.
Bu teklif cocuklarin cok hosuna gider ve gurultuyu surdururler.
Birkac gun sonra yasli adam yine cocuklarin onune cikar ve onlara şöyle der:
"Cocuklar enflasyon beni de etkilemeye basladi bundan boyle size sadece 50 sent verebilirim."
Cocuklar pek hoslanmazlar ama yine devam ederler gurultuye.
Aradan birkac gun daha gecer ve yasli adam yine karsilar onlari:
"Bakin" der, "Henuz maasimi alamadim, bu yuzden size gunde ancak 25 sent verebilirim, tamam mi?" "Olanaksiz bayim" der iclerinden biri,
"Gunde 25 sent icin bu isi yapacagimizi saniyorsaniz yaniliyorsunuz. Biz
isi birakiyoruz."

ADAM SIGORTA SIRKETINDEN EMEKLI BIR YONETICI

Asalet boyda değil soydadır

 

ASALET; BOYDA DEĞİL SOYDADIR..
İNCELİK; BELDE DEĞİL DİLDEDİR..
DOĞRULUK; SÖZDE DEĞİL ÖZDEDİR..
NAMUS; BACAK ARASINDA DEĞİL YÜREKTEDİR
GÜZELLİK; YÜZDE DEĞİL BAKAN GÖZDEDİR!
HAYAT ÖYLE BİR KARMAŞA Kİ;
YA DOĞRU ZAMANDA YANLIŞ İNSANI ÇIKARIYO…
YA DA YANLIŞ ZAMANDA DOĞRU İNSANI
ARTIK GÜVEN, HUZUR ve SEVGİ BULMAK ÇOK ZOR
İNSANLARI TANIMAK BİR OKADAR İMKANSIZ.
YA ZAMAN’ A YENiLiYORSUN, YA DA KiSiYE

Haram edilen su

Bursa”da zamanında Müslüman bir zat bir çeşme yaptırmış. Eski adı Yahudilik yol ağzı, bugün ki adı Arap Şükrü muhitinde, ve başına bir kitabe eklemiş, “her kula helâl, Müslüman a haram”…

Tabii başkent, Osmanlı karışmış, bu nasıl fitnedir diye…

Efendime söyleyeyim, gitmişler kadıya şikâyete, yaka paça yakalanmış adam huzura getirilmiş, bu nasıl fitnedir, dini İslam ahalisi Müslüman olan koca devlette, sen kalk hayrattır, sebildir diye çeşme yap, ama suyunu Müslüman a yasakla… Olacak iş midir, nedir sebebi, aklını mı yitirdin? diye çıkışmışlar adama…

Adam müsaade buyurun sebebi vardır, lakin ispat ister, delil şarttır der…

Kadı kızar: “Ne delili, ne ispatı, sen fitne çıkardın Müslüman ahalinin huzurunu kaçırdın katlin vaciptir!” der. Ama bir yandan da merak eder, nedir gerekçen diye sorar, adam bir tek Sultan´a derim diye cevap verince, karışır yine ortalık. Söz sultan´a gider, adam saraya yaka paça götürülür…

Padişah sinirlenir ama diğer yandan da meraklanır : “De bakalım ne diyeceksen, bu nasıl iştir ki, hem çeşmeyi yaparsın, hem de her kula helâl, bir tek Müslüman a haram yazarsın…”

- Adam başı önünde : delilim vardır, lâkin ispat ister

- Ya dediğin gibi sağlam değilse delilin?

- O zaman hükme kıldan incedir boynum sultanım

- Eeee

- Sultanım her hangi bir havradan (sinagog´dan) bir rasgele hahamı izahsız yaka paça tutuklayın, bir hafta bakın neler olacak..

Dediği yapılmış adamın, tüm azınlıklar bir olmuş, başlarında Musevi ler, “Ne oluyor, bu ne zulüm, bizim din adamımıza biz kefiliz, ne gerekirse söyleyin yapalım, o masumdur, gerekirse kefalet ödeyelim…” efendim çevre ülkelerden bile elçiler gelmiş, elçiler mektup üstüne mektup getirmiş,

Bir hafta dolunca: Sultan´ım artık bırakmak zamanıdır demiş adam, haham bırakılmış, azınlıklar mutlu, bu sefer sultana teşekkürler,hediyeler, az zaman geçmiş ki adam aynı işi herhangi bir kiliseden bir papaz için yaptırınız sultanım demiş.

Aynı işlemle, aynı usulle bir papaz serbest edilmiş, yaka paça alınmış pazar ayininden, aynı tepkiler artarak devam etmiş. Haftası dolunca da serbest bırakılmış. Mutluk ve sevinç gösterileri daha bir fazlalaşmış, teşekkürler, şükranlar… Levantenler din adamlarına kavuşmanın mutluluğu ile daha bir sarılmışlar birbirlerine.

Sultan: “Bitti mi?” demiş adama.

- “Sultanım son bir iş kaldı, sonra hüküm zamanıdır izninizle” demiş.

- Şimdi nedir isteğin?

- Efendim başkentimiz Bursa”nın en sevilen, en sözü dinlenilen, itimat edilen alimini alınız minberinden,

dedikleri gibi olmuş, Ulu camiinin imamını, cuma hutbesinin ortasında almışlar… Yaka paça götürmüşler…

Ve ne olmuş bilin bakalım ?

Bir Allah”ın kulu, tek bir olumlu kelâm etmemiş, ne oluyor, siz ne yapıyorsunuz hiç olmasa vaazı bitene kadar bekleyeydiniz, dememiş. Peşinden giden olmamış, arayan soran olmamış… Geçmiş bir hafta, nerde imam diye gelen giden olmamış… Aptal ve cahil bir imam atanmış yerine, ne konuştuğunu kulağının duymadığı yobaz cinsinden, halk halinden memnun, başlamış bir dedikodu, o geçen hafta serbest edilen koca âlim için;

-bizde onu adam, hoca bellemiştik,

- kim bilir ne haltlar etti de tutuklandı…

- vah vah acırım arkasında kıldığım namazlara…

- sorma sorma…

Padişah, kadı ve adam izlemişler olanı biteni, padişah;

- eee ne olacak şimdi adam ?

- bırakma zamanıdır, bir de özür dileyip helallik almak lazımdır hocadan ..

- “haklısın” demiş padişah, denilenin yapılması için emir buyurmuş ve adama dönmüş, adam başı önünde;

- ey büyük sultanım, siz irade buyurunuz lütfen, böylesi Müslüman lara SU HELÂL edilir mi?

Sultan acı acı tebessüm etmiş;

- “Hava bile haram, hava bile…” demiş…