Tag Archives: hikaye

El vereni var el olanı var

El…vereni var; alanı var.Kimisi karıştırır; kimisi düzeltir.
Duaya duranı var; bedduaya duranı…
Yumruk olanı var; baş okşayanı…
Her işe koşanı var; her işten kaçanı…
"Hep bana!" diyeni var; al sana diyeni…
Elleriniz hangi ellerden?

Hayırlı bir kişinin eli olmaktır her elin istediği; ama…
sahibi "el" olup gidince… eller ne yapsın!

Askıda Kahve


İtalya da Venedik in kenar mahallelerinden birinde, bir cafe-barda, espressolarımızı içiyorduk. İçeri giren müşterilerden biri barmene “due caffee, uno sospeso” (iki kahve, biri askıda) dedi. İki kahve parası verdi. Bir kahve içip gitti.

Barmende duvarda asılı duran çiviye bir küçük kâğıt astı. Biraz sonra içeri iki kişi girdi. Onlarda “trio caffee, onu sospeso” (üç kahve, biri askıda) dediler. Üç kahve parası verdiler ve iki kahve içip gittiler. Barmen “askı” ya yine bir küçük kâğıt astı. Bunun gün boyu böyle sürdüğü anlaşılıyordu. Bir süre sonra kahveye üstü başı biraz eski-püskü, belli ki yoksul bir kişi girdi ve barmene ”onu caffee sospeso” (askıdan bir kahve) dedi. Barmen hemen bir kahve hazırladı ve yeni müşterinin önüne koydu. Yoksul kişi kahvesini içtikten sonra para ödemeden çıktı gitti. Barmen ise duvara astığı kâğıtlardan birini kopardı, parçalayıp çöpe attı. Bu gözlemimizin sonunda gözlerimizi yaşartan, fakat kesinlikle örnek almamız gereken bir “İtalya toplum terbiyesi” öğrendik.

 


Yardım etmek için insanların gereksinimlerini belirlerken, yalnızca yaşamsal gereksinimlerle sınırlı kalmak zorunda değiliz. Bir Venedik li için yaşamsal olmasa da kahve, günlük yaşamda önemli bir yer tutmaktadır. Kahve içebilecek kadar parası olmayan kişilere yardım edebilecek düzeydeki kişiler, kendileri bir kahve parası daha ödüyorlar. Yardım ettiği kişiyi görmedikleri için bu kişilerde daha mutlu oluyorlar. Kimden geldiğini bilmedikleri bu ikramı kabul eden kişiler ise huzurlu oluyor. Yardım eden ile alan arasında, bu cafe-bardaki garson gibi, köprü görevi yapan kişilerin ise güler yüzlü ve sevgi dolu olmaları gerekiyor. İçeri giren yoksul bir kişinin “bana askıda kahve var mı” diye sormasına gerek bırakmamak için “askıda kahve” olduğunu belirten kâğıt parçalarını kolaylıkla görünen gir yere asmak ise bu olgunun çok zarif bir bölümünü oluşturmaktadır.
Biz Türk ler bu askıya bir şeyler asamaz mıyız; bir ekmek fırınında ya da bir bakkal bir markette……”askıda ekmek” kulağa hoş gelmiyor mu?Kaynakwh webhatti.com: askıda kahve ne demek?
“askıda ekmek” uygulamasının Isparta da 3 fırın tarafından yapıldığını biliyor muydunuz?

Kalp ve dil

Ya iyilik, güzellik fidanlığı; ya kötülük, bozgunculuk bataklığı.
İnsan nasıl işletirse dil madenini, öyle süsler, donatır ömür ağacını.
Ve nasıl besleyip donatırsa öyle ürünlerle donatır kalp toprağını.
Dil ve kalp, ya kötülükler yuvası, kumkuması, ya iyilikler-güzellikler ovası.

Hani, Lokman Hekim, bir çırağıyla ava çıkmıştı, uzun yoldan evine döneceği sırada bir kabile reisi bu meşhur hekimi misafir etmek istedi.
Lokman Hekim, nasıl beden dilinden anlıyorsa öyle de gönül ve ruh dilinden anlıyordu. Kırmadı kabile reisini. O gece misafir kaldılar. En semiz koyunlardan biri kesildi. Yemek için harekete geçildi.O sırada Lokman Hekim, çırağını imtihan etmek istedi:

- Getir bakayım bana koyunun en temiz iki organını.

Çırak gitti koyunun kalbini ve dilini getirdi.

Lokman:

“Aferin!” dedi, tam isabet. Bir canlının en temiz iki organı kalbi ve dilidir.”

Yediler, içtiler, şükrettiler.

Sabah olduğunda da her misafirin yaptığı gibi, yola revan oldular.
Ne var ki yol kısa değil, Lokman aslında ava çıkmış gibi görünüyor; ama bu av sıradan bir yiyecek bulma avı değil. Hekimlik yolunda yeni bitkiler, ilaçlar bulma yolculuğu…

Akşama yakın bir saatte bir başka kabile reisi de Lokman Hekim’e misafir olması için ısrar etti. İmkân varsa, davete icabet etmeli. Lokman Hekim de öyle yaptı. Yine akşam ve daha semiz bir koyun kesildi. Bu seferki imtihan daha zorluydu.

Lokman, çırağına: “Haydi şimdi de koyunun en pis iki organını getir bana.” dedi.
Çırak gitti, bir süre sonra yine kalp ve dille dönüp geldi.
Uzattı kalp ve dili Lokman Hekim’e.

"İşte efendim, dedi, bir canlının en pis iki organı."

Lokman: “Aferin dedi, sen sadece görünen, duyulan bilgilerle değil; aynı zamanda marifetle de donatmışsın kendini.

Gerçekten de kalp ve dil, bir canlının hem en temiz, hem de en pis organlarıdır. Dil ve kalp dedikodu, fitne kaynağı haline gelmişse hem sahibini yer bitirir, hem de çevresinde tahribatlara yol açar.
Kısacası, şer için işlese, kötülükler, tahribatlar kaynağı olur. Ama aynı organlar hayır için işlese, güzellikler, iyilikler merkezi olur.

Dilini bir binek bil.
Seni gül bahçelerine de götürebilir.
Balçık deryalarına da sürükleyebilir.
Kalbini kirli, paslı ya da parlak bir ayna bil.
Bütün güzelliklere karşı kör de kalabilir
Güneşle parlayan, güneşi yansıtan bir talihe sahip de olabilir..

Çığlık

Yolcular uçağın yanında otobüsten inmişler. Bavullarını gösteriyorlar.

Bir bakmışlar uçak şirketinin minibüsü yanlarında durmuş. İçinden

kaptan pilotla, yardımcı pilot inmişler.

Yolcular fena halde şaşırmışlar.Nasıl şaşırmasınlar.

Kaptan pilotun elinde bir beyaz baston. Kolunda üç noktalı bant.

Yardımcı pilotun elinde bir köpek tasması. Tasmanın ucunda bir köpek.

Sağa sola çarparak öylece ilerliyorlar uçağa.

Günlerden 1 Nisan değil ama”Şaka herhalde” demiş yolcular, doluşmuşlar uçağa.

Uçak pistte hızla ilerlemeye başlamış. Yolcuların gözleri camda.

Uçak hızlanmış. Yolcular endişelenmeye başlamışlar. Uçak daha

hızlanmış. Pistin sonu hızla yaklaşmaya başlamış.Uçak iyice hızlanmış.

Bazı yolcular paniklemiş, dua etmeye başlamışlar.

Uçak son hıza ulaşmış. Bu arada pistin sonuna da ulaşmış. 100 metre

sonra betonun bitip cimlerin başladığını gören yolcular dehşet içinde

çığlığı basmışlar.

Tam o anda da kaptan pilot levyeyi sonuna kadar çekmiş. Uçak tam pist

biterken tekerleklerini yerden kesmiş, havalanmış.

Kaptan pilot arkasına yaslanmış derin bir nefes almış ve yardımcı pilota dönmüş:

”Biliyor musun? Bir gün çığlık atmakta gecikecekler  ve hep birlikte

geberip gideceğiz!”

 
* Dünyada nice kör yöneticiler var…

* * Çığlık atmaktan vazgeçmeyin !!!

 
 

3 hikaye 3 alınacak ders

 

HİKAYELER VE ALINACAK DERSLER

HİKAYELER VE DERSLER

  Adamın biri tam duşa girmek üzeredir ve karısı da
  duşunu almış olarak kabinden çıkmaktadır ki,
 kapının
  zili çalar. Kapıya kimin bakacağı konusunda ufak bir
  tartışma sonrasında kadın pes eder. Üzerine bir
  havlu alarak merdivenleri aşağı iner ve kapıyı açar.
  Gelen eşinin arkadaşı x’tir.

  Kadın daha selam veremeden x ‘havlunuzu üzerinizden
  yere düşürürseniz size anında 300 Euro veririm’
 der.

  Kadın bir müddet tereddüt eder, ancak havlunun
  düğümünü açarak havlunun düşmesini sağlar. X ona
  bakar ve 300 Euro verir ve söze devam eder:
  ‘Antrede doğabilecek ufak bir tensel yakınlık için
  size 500 Euro daha verebilirim, hem de derhal’ der.

  Önce şaşkın, fakat daha sonra adrenalinin verdiği
  heyecan ve alacağı para ile yapabileceklerinin anlık
  hayaliyle kısa bir duraksamadan sonra kabul eder.

  Yaşamış olduğu olayın ve kısacık bir süre
 içerisinde
  edinmiş olduğu ufak servetin heyecanıyla
  merdivenleri yukarı çıkarak banyoya geri döner.

  Hala duşta olan eşi ona kimin geldiğini sorar.
  ‘Arkadaşın x’ diye cevap verir kadın.

  ‘Çok iyi, ona borç verdiğim 800 Euro’yu
 getireceğini
  söylemişti, onu getirdi o zaman.’

  1. hikayeden çıkartılacak ders :

  Eğer bir ekipte çalışıyorsanız bilgiyi saklamayın,
  paylaşın. Karar mekanizmasında belirleyici olabilir.
  Böylece yanlış anlaşılmaların ve dışarıya karşı
 kötü  duruma düşmenin önüne geçebilirsiniz.

  Hikaye 2 Ders 2 :

  Aracının direksiyonuna geçip kiliseye gitmek üzere
  yola koyulan rahip yolda yürümekte olan bir rahibeye
  rastlar. Aracını durdurur ve kiliseye kadar onunla
  gelmek isteyip istemediğini sorar. Kadın arabaya
  biner ve bacak bacak üstüne attığında bacaklarının
  güzelliği ortaya çıkar.

  Rahibin gözü kayar ve bakayım derken kısa bir süre
  için aracın kontrolünü kaybeder. Aracı tekrar
  kontrol altına aldıktan sonra sağ elini rahibenin
  bacağı üstüne koyar. Rahibe ona bakar ve şöyle der :
  ‘Rahip, 129. ayeti hatırlıyor musunuz ?’
  Utançtan kıpkırmızı olan rahip derhal elini çekerek
  rahibeye özürlerini sıralar.
  Bir müddet sonra aklı tekrar karışır ve rahibenin
  bacağına tekrar dokunur vites değiştirme bahanesiyle
  ve rahibe aynı soru ile karşılık verir : ‘Rahip,
  129. ayeti hatırlıyor musunuz ?’

  Utancından yine kızaran rahip elini çeker ve
  ‘af edersin kardeşim, insanoğlu zayıf
 düşebiliyor’
  der.

  Kiliseye vardıklarında rahibe arabadan iner ve tek
  kelime söylemeksizin, ancak çok manalı bir bakış
  fırlatarak kaybolur.
  Rahip aceleyle içeriye koşturur ve bir İncil alarak
  129. ayeti açar okumak için

  129. ayet şöyle demektedir : İleriye gidiniz, daha
  yukarlarda arayınız. Orada güzellikler bulacaksınız.

  2. hikayeden çıkartılacak ders :
  Görev alanınızla ilgili her zaman bilgili olun, aksi
  taktirde fırsatları kaçırabilirsiniz.

  Hikaye 3 Ders 3.

  Pazarlamacı, şef sekreter ve personel müdürü bir
  öğlen paydosunda lokantaya doğru yürümektedirler.
  Parktaki banklardan birinin üzerinde sihirli bir
  lamba bulurlar. Lambayı ovarlar ve gerçekten de
  lambadan cin çıkar.

  ‘Aslında kişiye 3 dilek hakkı veriyorum ama sizler
  üç kişi olduğunuz için hepinizin birer dileğini
  gerçek yapacağım’ der cin.
  Şef sekreter arsızca atılarak ‘önce ben’
 diyerek
  sıranın önüne yerleşir.

  ‘Bahamalarda, muhteşem bir sahilde tatil yapmak
  istiyorum. Tatilim hiç bitmesin ve hiçbir dert
  hayatıma girmesin’ diye dileğini ifade eder.
  Ve hoop, ortadan kaybolur.

  Şimdi de pazarlamacı atılır ve ‘şimdi sıra
 bende’
  der.

  ‘Hayallerimdeki kadınla Tahiti sahillerinde Pina
  Colada içmek istiyorum’ der ve hoop, o da ortadan
  kaybolur.

  ‘Şimdi sıra sende’ der cin Personel Müdürüne.
  ‘bu iki salağı öğleden sonra işlerinin başında
  görmek istiyorum
‘ der personel müdürü.

  3. hikayeden çıkartılacak ders :
  Üstünüz olan birinin her zaman için önce
 konuşmasına
  izin verin