Tag Archives: Aşk
Bana öyle bir gönül verki

BANA ÖYLE BİR GÖNÜL VER Kİ:Bir kuruluşun tepe noktasında yetkili olsam bile, bunu asla başka şekilde kullanmamalıyım.Günlük yaşamda "ben" yerine, daha çok "sen" sözcüğünü kullanabileyim..
BANA ÖYLE BİR SEVGİ VER Kİ:Sonsuz bir hazine gibi bitmesin, çoğalsın daha da sevdikçe, doldursun sarsın çevremi. Hatta düşmanlarımı da sevebileyim…
BANA ÖYLE BİR GÜÇ VER Kİ:Herkesten daha çok çalışabileyim, tutsak düşmeyeyim doğanın koşullarına, eşim ve çocuklarımı da mutlu et ki, mutluluğu başkalarına da götürebileyim…
BANA ÖYLE BİR SAĞLIK VER Kİ;düşünebileyim, konuşabileyim.
BANA ÖYLE BİR ERDEM VER Kİ:İbadet edebileyim, iyilik etmeyi ve sevinçten buğulanmış gözlerle, teşekkür edenlere;bir şey yapmadım, anımsamıyorum diyebileyim
BANA ÖYLE BİR YETENEK VER Kİ:İyi eş, baba, anne, iyi komşu, iyi arkadaş, iyi vatandaş olabileyim.
BANA ÖYLE BİR UMUT VER Kİ:Bugüne kadar yapmış olduğum hatalar için karamsarlığa düşmeyeyim, herşeyden aklanmış olarak yaşama yeniden başlamak üzere bağışlanabileceğimi bileyim.
BANA ÖYLE BİR ANLAYIŞ VER Kİ;düşünebildiğim, yargılayabildiğim, inandığım, kahrolduğum, varolduğum şuanda bu sözleri söyleyebildiğim için şükredebileyim.
BANA ÖYLE BİR TALİH VER Kİ :Yıllar sonra beni hatırlayanlar "herkese iyilik eden, tüm insanları seven,o düzeyde de sevilen bir kişiydi " diye konuşsanlar ve ben de huzur içindeolabileyim
BANA ÖYLE BİR İRADE VER Kİ: Birgün yenilip, içimdeki şeytanın kurallarına doğru yönelirsem;bu bir düşünce ise düşüncemi, bu bir adım ise ayağımı, bu bir uzanma ise elimi durdurabileyim.
BANA ÖYLE BİR SABIR VER Kİ:Sükûneti bulayım, durabileyim, düşünebileyim.
Bilemedim

Bazen kabullenmekten başka çare kalmaz insana..
Gitmek gerekir..
Susmak gerekir..
En güzel yerinde yırtıp atmak gerekir..
sana söyleceğim ne çok şey vardı oysa..Sana dair güzel cümleler kuracaktım,aşka dair masallar…
Ama gitmem gerekti..Bilerek ve isteyerek değil..Bilerek ve istemeyerek..Yalın ayak ve geri geri gidercesine..
Gidişim benim isteyişimden değil,senin gönderişindendi..
Her fırsatta çıkış kapılarını açmandan bu firar..
İşte kapı burada dedin hep susarak..Sebep yok demen yeterli bir sebepti her şey için..
En azından gitmem için..Oysa ben daha kalacaktım..
Bir ömür daha orada olacaktım..
Başucunda uyuyup,senle uyanacaktım..Ama bak hemen önümde duruyor uçsuz bucaksız bir terk-i diyar..
Gidiyorsam sevgisizliğimden değil..Sensiz yapabileceğimden hiç değil!ama bazen kabullenmek gerekir her şeyi..
Olduğu gibi..
Kabullendim…Tek sözüm "ahh..!" şimdi…
Bilmeni isterim ki yitirmedim ben hiç bir şeyi..Hala aynıyım..
Hala ilk günkü gibi..
Değişen sensin sevgili..
Çok uğraştım..Savaştım..Kazandım bazen..
Ama çokça yenildim..
Bana kabullenmekten başka çare bırakmadın ki..!
Bu yüzden boyun büküklüğüm…
Yoksa dağları devirircesine giderdim.
Bilirsin.gitmek isteseydim kimse görmeden giderdim..
Sana bile sezdirmeden..
Oysa ben gitmek istemedim hiç..!Sen gitmemi istedin..
Bu yüzden sana bir sızı hediye ettim..
Bazen başka çıkar yol kalmıyor insana..Sussan olmuyor,konuşsan çiçekler soluyor..
Gitsen içinden gelmiyor,kalsan gönlün almıyor..
Olmuyor sevgili olmuyor..
Yüreğinden gidiyorum…
Bana kabullenmekten başka çare bırakmadın ki..!
Kabullendim..Tek ve son sözüm "ahh..!" şimdi…
Aşk Üstüne
Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.
Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan “Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?” diye bir soruyla bile karsılaşabilirsin.. iki ucu keskin bıçaktır bu işin. Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman. Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi halin cezanda indirim sağlamaz.
Sen, “Ama senin için şunu yaptım” derken o, “şunu yapmadın” diye cevap verecektir. Ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır. Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın.Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. “Peki o ne yaptı” deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için? Hayatı ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın.
Her zamanki gibi yaşayacaksın sen. “Acılara tutunarak” yaşamayı Öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki…. Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor.Kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu? Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana.Yine içeceksin rakını balığın yanında. Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası….
Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun asolan yürektir.Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini…
NAZIM HİKMET
Kadın erkek ilşkileri üzerine

1.Evli erkeklerin psikolojisi arkadaşlarla lokantaya gitmeye benzer.
Istedigin yemegi siparis edersin sonra yanindakinin istedigi yemegi
görüp "Keske onu isteseydim" dersin.
2.Bir davette bir hanım arkadasina sorar:"Alyansini yanlis parmagina
takmiyormusun? "Diger hanim cevap verir:"Evet yanlis adamla evliyimde ondan"
3.Bir adam evlenene kadar eksik sayilir evlenince tam bitmis olur.
4.Bir genc babasina sorar"Baba evlenmek kaca malolur?
Baba cevap verir"Bilmiyorum oglum,ben hala oduyorum."
5.Adam anlatıyormus:"Evlenene kadar mutlulugunun ne oldugunu bilmezdi, sonra da gec oldu."
6.Yeni evlenmis bir adam mutlu ise nedenini hemen anlariz.
On yıllık bir adam mutlu ise nedenini merak ederiz¦
7.Evliligin ilk yilinda adam konusur kadin dinler,
Ikinci yilinda kadin konusur adam dinler,
ucuncu yilinda her ikiside konusur,komsular dinler.
8.Bir kavgadan sonra kadin kocasina bagirir:
"Seninle evlendigimde tam bir aptalmışım."adam cevap verir:"Evet cok asiktim farkedemedim."
9.Bir adam gazeteye ilan vermis:"Es ariyorum"Ertesi gun yuzlerce mektup almis.
Hepsi ayni seyi söyluyormus"Benimkini alabilirsin."
10.bir adam karisina arabasinin kapisini tutuyorsa emin olabilirsiniz:
"Ya arabası yenidir,ya da karısı!
Paşa Gönlün bilir
Paşa gönlün bilir; Hayat her an bir Mecnun çıkarmaz karşına; Kızgın gözlerle nazar etsen de gök kubbenin arşına; bu seyyah-ı fakir artık zor uğrar, sevda alış-verişi bilmez gönül çarşına!
Paşa gönlün bilir ey peri; Zaman kıvrılarak akarken gözbebeklerimden, bir yalan da sen oluverirsin; Gül çağını kuzgunlar devşirirken, köhne ışıkların umarsız gölgelerinde; bendeki ızdırabın bin misli ile doluverirsin; Kim bilir ? Tekerrür etmekten bıkmayan kaderin en kuytu köşesinde, açılmaksızın soluverirsin;
Paşa gönlün bilir; Israrın ikrarı getirdiğini kim söylemiş;? Kim demiş ki; yalvarmakla inatlar murâd, gözyaşları vuslata götüren sırat olur diye ? Haklısın; Yanmakla, bir murâdın sabahına uyanmak aynı şey değilmiş; Belki de bu yüzden, yüreğimdeki o soyut çiçeğin boynu; böylesine eğilmiş;
Paşa gönlün bilir; Hislerimin tazyiki altında ezilmekten korkma hakkını gasbetmiş değilim; Akıl dânesini, gönül toprağına ekmediğin için yadırgamam seni; Kıskıvrak yakalandığım bakışlarından medet ummam bundan böyle; Ellerini ellere uzatışında dokunmaz artık; Beyhude güneşi getirme semalarıma; Ruhumun o mahrem sırrı, hiç kimse tarafından okunmaz artık!
Paşa gönlün bilir; Büyük davalarda küçük hesaplar gütmedim ben; Belki de bu sebepten kanar hayallerim; Yalnız başıma taşımaktan yüksünmediğim aşk yükünü, gayrı kimseyle paylaşmam korkma; İlhamın kor soluğu ile yanan nidâlara sarmalamam ismini; Âh da etmem ardın sıra; Unutmayı da unuturum belki;
Paşa gönlün bilir; Manisi bol, gözleri sel, gönül esriten yel ve dahi bundan gayrı bana el güzel! Rast gelişlerin tesadüflerinde yitirdim aklımı; Her hendesi şeklin bir köşesinde bekler oldu keder; Sen benim cânım aldın! Ecel gelse kapıma; Söylesene, ecel ne der ?
Paşa gönlün bilir; Kan tükürdüğüm gecelerin en kesif dakikalarında, perişanım tutar iki yakanı; Gözyaşlarına neylesin, hodbinliğin buzdan kalkanı? Suallerim dizilir şafak vakti, dimağının puslu dağlarına;Ben yetişemedim bu hâlin ifrit oluşuna; Sen çözsen dahi baş gelebilir misin gönül bağlarına ?
Paşa gönlün bilir; Olmayanı oldurmak makamından indin diye, çöle dönmüş bahtıma yağacak bir bulutken ânsızın dindin diye kınamam seni; Seni anlatmam artık Akdeniz akşamlarının, rutubet soluyan gecelerine; Kıskandığım hayalini sürgün ederim gözlerimden; Gözlerim takılı kalmış olsa da; gözlerinin öğrettiği sevdâ bilmecelerine
Paşa gönlün bilir; Fani dünya da bir garip de ben olurum, ne olacak ? Hâlimi soranlara anlatmam olanları; Ben böyleyim işte der geçerim çok defa; Mantık ile bir araya da gelmem hani; Neme lâzım;! Kırk yerinden hançerlenmiş gönlüm yeter bana;
Paşa gönlün bilir; Nasıl olsa el yüzüne gülmek kolaydır; Unutulduğumu sezdiğim şu ân, cân meydanımda ateşlerin en son oyunu halaydır; Davul kederin, zurna umarsızlığın;
Paşa gönlün bilir; Ben de kimim ki? Sen doruklarda uç bakalım; Lâkin unutma yer çekimi kanunu ikimize de geçerli ey peri! Nasıl olsa gökyüzünü gören her mahlukun sonu; çiğnediğim o kara, o göz göz yara toprakta nihayet bulacak;
Paşa gönlün bilir; Her gece, saatler 03: 30;yi gösterirken o sefil hayalim uykularını çalacak
Paşa gönlün bilir..






