Profilo Reklamı Lüzum Yok!…

  Reklam deyince aklımıza gelen sayılı reklam vardır. Bunlardan biride bence Murat Serezli’nin oynadığı Profilo reklamlarıdır. O zamanlar daha tam anlamıyla meşhur olmamış Burçin Terzioğlu, "Yıkıyorum çıkıyorum" sloganını savurarak dolap kapagını kapatiyor. devamı...

Memleket İsterim

  Memleket İsterim Şu son zamanlarda haberleri izlemişinizdir… Katiller, tecavüzcüler, teröristler birer ikişer serbest bırakılmakta. Oysaki zamanın behlinde ne kadar kızmıştık değilmi   Rahşana; Rahşan affından dolayı… Buna ne diyeceğiz gözmü yumacağız…Tabiki yumacağız devamı...

 

TTnet GSM sektörüne giriyor

6 milyonun üzerindeki abone sayısıyla Türkiye’nin en büyük internet servis sağlayıcısı olan TTNET, bugün Ortaköy Esma Sultan Yalısı’nda gazetecileri ağırladı. Tivibu ve IPTivibu’dan sonra kullanıcılarına bir sürpriz daha yapan TTNET, GSM sektörüne de el attı.

Son olarak avantajlı mobil iletişim çözümlerini tüketicilerle buluşturan TTNET, “ADSL ve cep telefonu hattı – İkisi bir arada, tek faturada” kampanyasıyla yeni bir dönemin kapılarını araladı. İnternetten sonra “501” hatları da kullanıcılara ulaştırmayı hedefleyen şirket, Avea altyapısını kullanarak kullanıcıların internete bağlanmak dışında cep telefonlarıyla görüşme yapabilmelerini de sağlayacak.

İnternet ve telefonu bir araya getiren ve bu şekilde faturaları da teke indiren TTNET’in Genel Müdürü Tahsin Yılmaz, faturanın artık bir kalemde görüleceğini ve telefon görüşmesi yapan kullanıcıların bilgilerini Avea’dan alarak kendi faturalarına ekleyeceklerinin altını çizdi.

Şimdilik sadece Avea’nın altyapısını kullanacağını dile getiren Yılmaz, ilerleyen yıllarda diğer operatörlerle de masaya oturabileceklerine dikkat çekti. Mevcut internet tarifelerine de değinen Yılmaz, 49 TL’ye sınırsız internet paketinden faydalanan kullanıcıların, 10 lira daha fazla ödemek kaydıyla her yöne 200 dakika ücretsiz bir şekilde konuşabileceğini dile getirdi.

TTNET ile görüşme yapan kullanıcılar, dakika başına 10 kuruşluk ödeme yaparken, 1 SMS ücreti de yine 10 kuruş olarak belirlendi. Bunun yanı sıra 6 saniyelik konuşmanın bedeli de 1 kuruş olarak hesaplandı.

“TTNET kontörlü sisteme geçecek mi” sorusu üzerine böyle bir düşüncelerinin olmadığını ifade eden Yılmaz, Wirofon hizmetinin mevcut paketlerde yer almayacağını da sözlerine ekledi.

 

www.hurriyet.com.tr den alıntıdır…

Birleşmiş Milletlerde dünyayı susturan kız

 

Yıl: 1992. Yer: Birleşmiş Milletler Dünya Zirvesi, Rio de Janerio.

O tarihte 12 yaşında olan Kanadalı Severn Suzuki, üç arkadaşıyla birlikte para toplayıp toplantıya geliyor ve alıyor mikrofunu eline.

Kayıtlara “Birleşmiş Milletler’de dünyayı altı dakikalığına susturan kız çoçuğu” olarak geçen Severn, ayakta alkışlanan ve hatta bazı delegelerin gözyaşı dökmesine neden olan bir konuşma yapıyor.

O delegeler, bugün çoğunun isimleri değişmiş olsa da, dünyayı yöneten sözde liderler! İçlerinde bizimkiler de var.

1992′den bugüne geçen onyedi senede ne değişti? Kaçının ilk beş önceliğinde çevre ve çocuklar var? Vaadlerle değil, yaptıklarıyla…

İşte o konuşmasının ingilizce videosu ve hemen altında da Türkçe çevirisi var.


 

 

    “Merhabalar, ben Severn Suzuki, Çevresel Çocuk Organizasyonu (ECO) adına konuşuyorum.

    Biz Kanada’dan 12 ve 13 yaş gurubunda olan çocuklarız ve bir fark yaratmaya çalışıyoruz; Vanessa Suttie, Morgan Geisler, Michelle Quig ve ben. Buraya gelmek için gerekli parayı kendimiz topladık ve beş bin millik yolu, siz yetişkinlere, yöntemlerinizi değiştirmeniz gerektiğini söylemek için geldik.

    Buraya hiçbir gizli amacım olmadan geldim. Ben geleceğim için mücadele ediyorum.

    Benim geleceğimi kaybetmem, bir seçimi kaybetmek gibi bir şey değil. Ya da stok piyasasında birkaç puan kaybetmek değil. Ben burada bütün gelecek nesiller için konuşuyorum.

    Ben, dünyanın her tarafında çığlıkları duyulmayan ve açlıktan ölmek üzere olan çocuklar için konuşuyorum.

    Ben, dünyanın üzerinde gidecek başka yerleri kalmadığı için ölmekte olan sayısız hayvan adına konuşuyorum.

    Ben, şimdi gün ışığına çıkmaya korkuyorum, çünkü ozonda delikler var. Havayı ciğerlerime çekerken korkuyorum çünkü içinde hangi kimyasallar var bilmiyorum. Eskiden Vancouver’da babamla balığa giderdik. Birkaç yıl önce her tarafı kanserli bir balık bulduk. Ve şimdi gezegenimizdeki hayvanların teker teker soylarının tükendiğini öğreniyoruz. Sonsuza kadar yok oluyorlar…

    Hayat sürem içinde, sürüler halinde dolaşan vahşi hayvanları görebilmeyi düşlüyorum. Yabani kuşları ve kelebeklerle dolu yağmur ormanlarını… Fakat şimdi merak ediyorum bunlar benim çocuklarımın görebileceği zamana kadar bile dayanabilecekler mi?

    Benim yaşlarımdayken böyle küçük şeyler için endişelenmek zorunda kaldınız mı? Bütün bunlar şimdi gözlerimizin önünde oluyor ve bizler, sanki elimizde sınırsız çözüm olanağı ve sınırsız zaman varmış gibi davranıyoruz. Ben sadece bir çocuğum ve bütün çözümlere tabii ki sahip değilim. Fakat farkına varmanızı istiyorum ki bütün çözümlere siz de sahip değilsiniz:

    · Ozon katmanındaki deliği nasıl onaracağınızı bilmiyorsunuz.
    · Su akımı öldüğünde Somon balığını nasıl geri getireceğinizi bilmiyorsunuz.
    · Şimdi soyu tükenmiş olan hayvanları nasıl geri getireceğinizi bilmiyorsunuz.
    · Şimdi yerlerinde koca çöllerin olduğu ormanları nasıl geri getireceğinizi bilmiyorsunuz.

    Madem nasıl onaracağınızı bilmiyorsunuz, o halde lütfen bozmaktan vazgeçin!

    Burada hükümetlerinizin temsilcileri olabilirsiniz, iş adamları, organizasyoncular, gazeteciler ya da politikacılar; fakat gerçekte siz annelersiniz ve babalarsınız, teyzelersiniz, amcalarsınız ve hepiniz birilerinin çocuklarısınız.

    Ben hala bir çocuğum ama biliyorum ki hepimiz ailenin bir parçasıyız, 5 milyar gücünde daha geniş bakacak olursak 30 milyon tür gücünde ve hepimiz aynı havayı paylaşıyoruz, aynı suyu ve toprakları. Sınırlar ve hükümetler bunu asla değiştiremez.

    Ben hala bir çocuğum ama burada aynı şeyin içinde olduğumuzu biliyorum ve tek bir dünya gibi tek bir amaca doğru ilerlememiz gerekir.

    Kızgın olsam da kör değilim, korku içinde olsam da dünyaya nasıl hissettiğimi söylemekten korkmuyorum.

    Benim ülkemde çok fazla israf var. Satın alıyoruz ve atıyoruz, satın al ve at gitsin ve kuzey ülkeleri henüz yoksul olanlarla paylaşmıyor. İhtiyacımızdan fazlasına sahip olmamıza rağmen, zenginliğimizin bir miktarını kaybetmekten korkuyoruz.

    Paylaşmaktan korkuyoruz…

    Kanada’da ayrıcalıklı bir yaşam sürüyoruz. Çokca yiyeceğimiz, suyumuz ve barınağımız var. Saatlerimiz, bisikletlerimiz, bilgisayarlarımız ve televizyonlarımız var. Bu listeyi bitirmek iki gün alabilir.”

    İki gün önce burada Brezilya’da, sokakta yaşayan çocuklarla birlikte vakit geçirdik ve gerçekten şok olduk. Bu çocuklardan bir tanesi şöyle dedi: “Keçke zengin olsaydım. Eğer zengin olsaydım, bu sokaklarda yaşayan bütün çocuklara yiyecek, elbise, ilaç, sığınacak bir çatı, sevgi ve şefkat verebilirdim.”

    Sokakta yaşayan ve hiçbir şeyi olmayan benim yaşımdaki bir çocuk paylaşmaya bu denli gönüllüyse, neden biz her şeye sahip olanlar hala bu kadar açgözlüyüz?

    Benimle aynı yaşta olan bu çocukları düşünmekten kendimi alıkoyamıyorum, nerede doğmuş olduğunuz nasıl da büyük farklar yaratıyor. Ben de onlardan birisi olabilirdim, Rio’nun Favellas bölgesinde yaşayanlardan. Ya da Somali’de açlıktan ölmek üzere olanlardan birisi olabilirdim. Ortadoğu’da savaş kurbanı olanlardan birisi veya Hindistan’da bir dilenci…

    Ben henüz sadece bir çocuğum, ama savaşlar için harcanan onca para yoksulluğun ve çevresel çözümlerin bulunmasında kullanılsa, dünyanın nasıl harika bir yer olabileceğini biliyorum.

    Okullarda, hatta anaokullarında bile bize nasıl davranacağımızı öğretiyorsunuz:

    · diğerleriyle kavga etmeyin,
    · çalışkan olun,
    · diğerlerine karşı saygılı olun,
    · dağıttığınızı toplayın,
    · diğer canlılara zarar vermeyin,
    · paylaşın, açgözlü olmayın.

    Peki madem öyle, bize yapmamamızı söylediğiniz şeyleri neden sizler yapıyorsunuz?

    Bu toplantıya katılan sizler sakın unutmayın bunu kimler için yaptığınızı, bizler sizin kendi çocuklarınızız. Nasıl bir dünyada yetişeceğimize sizler karar veriyorsunuz. Ebeveynler çocuklarını rahatlatabilmek için “Her şey güzel olacak” diyebilmeli ve “Elimizden gelenin en iyisini yapıyoruz” ve bir de “bu dünyanın sonu değil”…

    Ama artık bunları söyleyebileceğinizi sanmıyorum. Sizin öncelikler listenizde bile yer alabiliyor muyuz?

    Babam her zaman “Sen yaptığın şeysin, söylediğin değil” der ve sizin yaptıklarınız geceleri beni ağlatıyor.

    Siz yetişkinler bizleri sevdiğinizi söylüyorsunuz. Size meydan okuyorum, lütfen yaptıklarınız sözlerinizi yansıtsın…

    Teşekkürler.”

Adsl de vergi indirimi

Ulaştırma Bakanlığı, ADSL aboneliklerinde sabit telefon hattı zorunluluğunun 1 Kasım tarihinden itibaren kaldırılacak olmasıyla yalın ADSL abonelerinden yüzde 15 yerine diğer internet vergilerinde olduğu gibi yüzde 5 oranında vergi alınması için Maliye Bakanlığı’na başvurdu.

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkanı Tayfun Acarer ile düzenlediği basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Yıldırım, ADSL abonesi olmak için sabit telefon zorunluluğunun 1 Kasım’dan itibaren kalkacağını belirtirken, BTK tarafından aylık abonelik ücretinin 8.13 liraya indirilmesiyle tarifelere göre 4-30 TL arasında bir indirim sağlandığını vurguladı.

Yıldırım, bugüne kadar yüzde 15 oranında vergilendirilen ADSL’de sabit telefon zorunluluğu kalkınca diğer internet vergilerinde olduğu gibi yüzde 5’e indirilip indirilmeyeceğine ilişkin bir soru üzerine, konuyu Maliye Bakanlığı’na ilettiklerini, onların vereceği kararı beklediklerini ifade etti.

GAZETE HABERTURK- HT EKONOMİ

Milli Piyango yılbaşı büyük ikramiyesi açıklandı


Milli Piyango İdaresi, yılbaşı özel çekilişinin büyük ikramiyesini 35 milyon lira olarak belirledi.

Milli Piyango İdaresi Genel Müdürü Recep Biçer, yaptığı açıklamada, 31 Aralık 2010′da yapılacak yılbaşı özel çekilişinde büyük ikramiye olarak 1 adet 35 milyon lira verileceğini bildirdi.

2007 ve 2008 yıllarında Piyangonun büyük ikramiyesinin 25 milyon lira olduğuna ve bu rakamın geçen yıl 30 milyon liraya yükseltildiğine işaret eden Biçer, “Bu yıl büyük ikramiyede 5 milyon liralık bir artışa gittik ve büyük ikramiyeyi 35 milyon liraya çıkardık” dedi.

Büyük ikramiyeyi belirlerken odaların görüşlerine de başvurduklarını kaydeden Biçer, bayilerin bir bölümünün yılbaşı ikramiyesinin 40 milyon lira ile 50 milyon lira arasında olmasını istediğini, bir bölümünün 35 milyon lira teklifi getirdiğini anlattı. İdarenin genel durum ve diğer etkenleri de göz önünde bulundurarak 31 Aralık gecesinin büyük ikramiyesini 35 milyon lira olarak tespit ettiğini belirten Milli Piyango Genel Müdürü, şöyle devam etti:
“Yılbaşı özel çekiliş biletleri, 29 Kasım Pazartesi günü satışa sunulacak. Milli Piyangonun 31 Aralık’a kadar başka piyango çekilişi olmayacak. 2009 yılında yüzde 97′lik bir satış rakamımız olmuştu. Bu yıl da satışlarda aynı başarıyı yakalayacağımıza inanıyorum. Yılbaşı biletleri bayilere partiler halinde gönderilecek ve 1 aylık bir kampanya dönemimiz olacak.”

TAM BİLET 32 LİRA

Genel Müdür Biçer, yılbaşı özel çekilişinde büyük ikramiyeye paralel bilet fiyatlarının da artacağını ifade etti.

Geçen yılbaşı özel çekilişinde 30 liradan satılan tam biletin bu yıl 32 lira olacağını bildiren Biçer, bu çerçevede yarım biletin 16 liradan, çeyrek biletin de 8 liradan satılacağını söyledi. Biçer, “Büyük ikramiye, 30 milyondan 35 milyona yükseltilirken, büyük ikramiyede yüzde 16,7′lik bir artış meydana geldi. Buna karşılık, bilet fiyatlarında cüzi bir artışa gittik ve bilet fiyatını yüzde 6,7 oranında artırdık” dedi.

EN BÜYÜK İKRAMİYE OLABİLİR

Yılbaşı özel çekilişinin büyük ikramiyesinin tam bilete çıkması halinde, bu Milli Piyango tarihinin en yüksek ikramiyesi olacak. Piyangonun şans oyunlarında bugüne kadar Süper Loto ile 1 kişiye en fazla 24,9 milyon lira kazandıran Talih Kuşu, yılbaşı ikramiyesinin tam bilete çıkması halinde 1 kişiye 35 milyon lira verecek.

BÜYÜK İKRAMİYE 20 YILDA 1.591 KAT ARTTI

Öte yandan Milli Piyango İdaresi verilerine göre, bu yılbaşı çekilişinde 35 milyon liraya yükseltilen büyük ikramiye, son 20 yılda 1.591 kat artış gösterdi.
1991 yılında 22 milyar lira (6 sıfır atılması sonrası 22 bin lira) düzeyinde bulunan büyük ikramiye, 1995 yılında 80 milyar lira (yeni parayla 80 bin lira), 1998 yılında 600 milyar lira (yeni parayla 600 bin lira), 1999 yılında ise 1 trilyon lira (yeni parayla 1 milyon lira) oldu.

2000 yılında 3 trilyon liraya (yeni parayla 3 milyon lira), 2001 yılında 5 trilyon liraya (yeni parayla 5 milyon lira), 2002 yılında 8 trilyon liraya (yeni parayla 8 milyon lira), 2003 yılında 10 trilyon liraya (yeni parayla 10 milyon lira), 2004 yılında da 15 trilyon liraya (yeni parayla 15 milyon lira) çıkan büyük ikramiye, 2005 yılında 20 trilyon lira (yeni parayla 20 milyon lira) olarak tespit edildi.

Ancak, söz konusu yıl paradan 6 sıfır atılması sonucu büyük ikramiye 20 milyon YTL olarak ödendi. 2006 yılında da büyük ikramiye değişmedi. 2007 yılında 25 milyon YTL’ye yükseltilen yılbaşı büyük ikramiyesi, 2008 yılında da aynı kaldı. 2009 yılında ise büyük ikramiye 30 milyon liraya çıktı.

24,5 MİLYON DOLARLIK İKRAMİYE

Milli Piyangonun yılbaşı büyük ikramiyesi, bugünkü kurlarla döviz bazında 24 milyon 458 bin 421 dolara ulaşıyor. Bu rakam son 20 yılın döviz bazında da en yüksek ikramiyesi olarak belirleniyor.

Talih kuşu, 1990 yılında döviz bazında 5 milyon 114 bin 217 dolar, 2000 yılında 4 milyon 447 bin 685 dolar, 2005 yılında ise 14 milyon 786 bin 337 dolar büyük ikramiye vermişti. Büyük ikramiye, 2007 yılında 21 milyon 430 bin dolar, 2008 yılında ise 16 milyon 324 bin 931 dolar şeklinde hesaplanmıştı.
Bu arada, 35 milyon liralık yılbaşı özel çekilişi, talihlileri faiziyle bile zengin edecek. 35 milyon liranın bankaya yatırılması halinde, yıllık net
getirisi 2 milyon 647 bin 750 lira olacak. Bunun günlük faizi de 7 bin 254 lirayı bulacak.

Büyük ikramiyenin 1 aylık mevduata yatırılması durumunda da 217 bin 297 lira faiz elde edilecek.

35 milyon liranın Hazine kağıtlarında değerlendirilmesi halinde ise yıllık getiri 2 milyon 761 bin 500 lirayı bulacak. Böylece günlük getiri de 7 bin 566 liraya çıkacak.

35 milyon lira ile 84 bin 337 adet cumhuriyet altını alınabilecek. Aynı şekilde tanesi 500 bin liradan 70 adet lüks konut veya tanesi 200 bin liradan 175 ev edinilebilecek. Tanesi 100 bin liradan 350 jip satın alınabilecek.

Niye ben?


Efsane Wimbledon tenis oyuncusu Arthur Ashe AIDS’den ölmekteydi. Dünyanın her kösesindeki hayranlarından mektuplar yagmaktaydı. Bunlardan bir tanesi söyle soruyordu:
“Neden Allah böylesine kötü bir hastalık için seni seçti?”
Arthur Ashe buna su cevabı verdi:
Tüm dünyada… 50 milyon çocuk tenis oynamaya baslar, 5 milyon tenis oynamayı ögrenir, 500,000 profesyonel tenisi ögrenir, 50,000 yarısmalara girer, 5,000 büyük turnuvalara erisir, 50 si Wimbledon’a kadar gelir, 4 ü yarı finale, 2 si finale kalır. Elimde sampiyonluk kupasını tutarken Allah’a “Neden ben?” diye hiç sormadım. Ve bugün sancı çekerken, Allah’a “Niye ben?” mi demeliyim?
Mutluluk insanı tatlı yapar
Zorluklar güçlü yapar,
Hüzün ise insan yapar,
Yenilgi mütevazi yapar,
Basari insanı ısıldatır
Ama yalnız Allah yolumuza devam etmemizi saglar. Allah’a asla “Niye ben?” diye sormayın… Ne olacaksa olacak… O’nun kendine has usulleri
vardır… Her sey insanın kendi iyiligi için olur… İnancınızı koruyun.