Category Archives: Mizah

Yorum yapmak istemiyorum


Papaz, ölmek üzere olan adamın üzerine egilerek: ‘Ölmeden önce seytanı ve onun kötülüklerini lanetle’ der.
Ancak adamdan ses çıkmaz. Papaz gene: ‘Olmeden önce seytanı ve onun kötülüklerini lanetle’ der demesine ama adamdan gene ses çıkmaz.
Papaz iyice sinirlenir:
-’Neden seytanı ve kötülüklerini lanetlemiyorsun be adam’
Adam son bir gayretle ve fisiltiyla yanıtlar:
- ‘NEREYE GİDECEGİM KESiNLESMEDEN KİMSE HAKKINDA YORUM YAPMAK İSTEMİYORUM..

kayseri fıkraları

Kayseri Fıkraları

Iki kayserili kasabada bir tiyatro açmışlar, fakat kayserili halkı malum çok cimri, kimse para vermek istemediginden her gün sıfır çekiyorlarmış. Bakmışlar olacak gibi degil, düşünmüşler ne yapalım ne edelim diye. En sonunda birinin aklına bir fikir gelmiş.Ertesi gün her tarafa ilanlar asılıyor.
"Cumartesi günü tiyatromuza giriş bedavadır."
Kasaba halkı bedavayı bulmuş kaçırır mı. Cumartesi günü. Tiyatro ful çekmiş, bizimkiler mükemmel bir oyun sergiliyorlar. Herkes ayakta alkışlıyor. Oyun bittikten sonra kasaba halkı çıkışa doğru yönelmiş ama ne görsünler Kapılar kilitli ve su yazı yazıyor :
"Çıkış 10 YTL"

 Düğün gecesi kayınpeder Kayseri damatla dalga geçiyormuş:
- Bakalım demiş, aslanlar gibi bu gece mi gerdeğe gireceksin yoksa fareler gibi ertesi geceyi mi bekleyeceksin
Damat sırıtarak cevap vermiş:
- Ben tilki gibiyimdir efendim, dün gece girdim…

Uğursuz karı

Uğursuz karı

Cafer komadadır.
Yanında ise karısı.
Cafer in gözleri nemli, kısık sesiyle karısına doğru bakar ve konuşmaya başlar:
İlk işten kovulduğum zaman yanımda idin.
İflas ettiğim gün oradaydın.
Vurulduğum zaman ilk gözümü açtığimda seni gördüm.
Trafik kazası geçirdiğimde hastanede hep başucumdaydın.
Karısı takdir edilmenin mutluluğunda tabii.
Şimdi komadayım yine başucumdasın.
Sonunda anladım ama, çok geç oldu yahu sen ne uğursuz karıymışsın.

Sosyal Adalet

 


Genç bir işadamı Güney Afrika”da iş gezisindedir. Herşey umduğundan daha başarılı ve çabuk gelişmiştir.Sözleş me bile imzalanmıştır. Dönüşüne tam bir gün vardır.

Büyük Sinemalardan birinin önünden geçerken dikkatini "Ghandi" filmi çekiyor adamın. Hani şu bol Oscar”lı uzun film…

Hemen taksiden iniyor ve doğru gişenin önündeki kuyruğa…

İnsanlar tuhaf tuhaf, bakıyorlar genç işadamına:

- Beyfendi, siz yabancisiniz galiba?

- Evet, nereden anladınız?

- Burada beyazlar kuyruğa girmezler, onlar doğrudan gişeye giderler biletlerini oradan alırlar.

Adam biraz mahçup, tüm kuyruğu geçip gidiyor gişeye. Evet… Beyazlar için ayrı bir pencere var gerçekten.

- İyi günler efendim, bir koltuk rica ediyorum, arkadan ve ortadan lütfen…

Gişedeki kız şaşkın:

- Beyfendi, siz yabancısınız galiba?

- Evet, nereden anladınız?

- Burada beyazlar, koltukta değil, balkonda otururlar.

- Peki bir balkon lütfen.

Adamcağız, balkonda filmi seyretmeye devam eder etmesine de, Güney Afrika”da bizim sinemalar gibi uzun uzun aralar yok ki, sıkışır haliyle. Etraf karanlık, herkes filmi izliyor, dayanamaz ve ayağa kalkmaya karar verir. Tam kalkacak, yandaki sorar:

- Nereye beyfendi?

- Hiiç… Tuvalete gitmem lazım..

- Beyfendi, siz yabancısınız galiba?

- Evet, ama nereden anladınız?

- Burada beyazlar, tuvalete gitmez ki, balkondan aşağı işeyiverirler.

Adam şaşkın, tek güvendiği etraftaki karanlık. Balkonun korkuluklarına dayanır ve tam çişini ederken, aşağıdan bir zenci seslenir:

- Heeey sen yabancısın galibaaa…! !!

Adam iyiden iyiye şaşkın, karanlıkta ve sadece çişinden tanındığı için ürkmüş…

Aşağıdaki devam eder:

- İnsan sadece birinin kafasına etmez ki, şöyle bir serpiştirir.. .

Bu memlekette sosyal adalet diye bişey! var!..

Nişanlılık


Oniki yaşındaki oğlan ondört yaşındaki amcaoğluna soruyor: – Abi ablam nişanlanıyor biliyorsun…

- Yaz sonu nikah varmış, bizim evde de konuşuyorlardı.

- Ben sana bir şey sormak istiyorum…

- Söyle…

- Bu nişan dedikleri ne? Evde sordum, ‘Eh evlenecekler işte’ diyorlar ama nişanlanınca ne oluyor, onu anlayabilmiş değilim.

- Hıııım… Zor soru, bak ben sana bir örnekle anlatayım…

- Dinliyorum.

- Diyelim ki Şubat’ta yarıyıl karnesini aldın, hepsini pekiyi getirdin. Sana bir bisiklet alıyorlar ve ‘Haziran’da bütün dersleri pekiyi getir, sınıfı geç, bu bisiklet senin’ diyorlar. İşte Şubat ile Haziran arasındaki o süre var ya, bisiklet senin ama binemiyorsun; o süreye ‘nişanlılık dönemi’ deniyor.

- Haa şimdi anladım, bisikletin var, evde duruyor; sen ona bakıyorsun o sana bakıyor; ama binemiyorsun ta ki sınıfı geçene kadar. Peki dokunmaya izin var mı?

- Vallahi onu ben de tam bilemiyorum; binmek kesinkes yasak da, galiba ziliyle oynayabiliyorsun!..